‘İstikrar’
ve ‘ekonomide mucize’ olduğunu düşünenlere naçizane iktisat okumuş birisi
olarak bazı sorularım var. 2000 yılındaki hayatınızı düşünün. Nasıl bir işiniz
vardı? Bulunduğunuz pozisyona göre
nasıl bir maaş alıyordunuz? Oturduğunuz ev, kullandığınız
araba, yaptığınız tatil o zamanın standartlarına göre nasıldı? Bugün kendinizi hükümetin
dediği gibi 3 kat zengin hissediyor musunuz? En önemlisi de bunları yapmak
için ne kadar tüketici, araç, ev kredisi vs. kullanıyordunuz? Borcunuzun gelirinize oranı
neydi? Faiz lobisine ne kadar teslim
olmuştunuz? İstikrarın(!) sürmesine ne
kadar bağımlı hale gelmiştiniz veya getirilmiştiniz? Ticaret yapanlara da sormak
istiyorum, piyasa ne zaman daha canlıydı, kar marjları ne zaman daha yüksekti? İş bulmak ne zaman daha kolaydı?
Doğrudur, bu arada dünya konjonktürü de çok değişti. Çin ve Hindistan dengeleri altüst etti, dünyanın enflasyonunu ucuz imalatla bayağı aşağı düşürdüler. Ayrıca bu arada kredi balonu patladı insanlar gelecek 5-10 yılı önden satın aldıkları için 5-10 yıllık bir ekonomik yavaşlama oldu. Yalnız bu arada rakamlar da gösteriyor ki bizimle aynı kategoride yer alan Rusya, Arjantin, Brezilya hatta Romanya ve Bulgaristan bile nominal dolar bazında bizim çok övündüğümüz 3 kattan daha fazla büyüdüler. Diğer unutulmaması gereken çok önemli bir unsur da eğer ülkeyi bir şirket gibi düşünürseniz bu şirket bilançosunun pozitif tarafında duran varlıklarının çoğunu kaybetti. Ben özelleştirmeye karşı değilim ama doğru fiyata satılacaksa ve istihdama katkısı olacaksa taraftarım.
Bir de dünyanın görmüş olduğu en büyük ekonomik kriz olan 1929 buhranını da içine alan 1923 – 1938 arasında Türkiye ortalama %7,9 büyümüş, bunu da sürekli o dönemi değersizleştirmeye çalışanların ve son 10 yıldaki %5 büyümeyi mucize olarak sunanların gözüne sokmak isterim.
Doğrudur, bu arada dünya konjonktürü de çok değişti. Çin ve Hindistan dengeleri altüst etti, dünyanın enflasyonunu ucuz imalatla bayağı aşağı düşürdüler. Ayrıca bu arada kredi balonu patladı insanlar gelecek 5-10 yılı önden satın aldıkları için 5-10 yıllık bir ekonomik yavaşlama oldu. Yalnız bu arada rakamlar da gösteriyor ki bizimle aynı kategoride yer alan Rusya, Arjantin, Brezilya hatta Romanya ve Bulgaristan bile nominal dolar bazında bizim çok övündüğümüz 3 kattan daha fazla büyüdüler. Diğer unutulmaması gereken çok önemli bir unsur da eğer ülkeyi bir şirket gibi düşünürseniz bu şirket bilançosunun pozitif tarafında duran varlıklarının çoğunu kaybetti. Ben özelleştirmeye karşı değilim ama doğru fiyata satılacaksa ve istihdama katkısı olacaksa taraftarım.
Bir de dünyanın görmüş olduğu en büyük ekonomik kriz olan 1929 buhranını da içine alan 1923 – 1938 arasında Türkiye ortalama %7,9 büyümüş, bunu da sürekli o dönemi değersizleştirmeye çalışanların ve son 10 yıldaki %5 büyümeyi mucize olarak sunanların gözüne sokmak isterim.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder